43 sonuçtan 1-24 arası gösteriliyor

Yağmuru Seven Adam

26.25

Şehirdeki insanın doğayla ilişkini anlatan Yağmuru Seven Adam, ressam Ekin Büyükşahin Pöğün’ün resimlediği sessiz bir kitap. İçinde hiç metin bulunmayan bu sessiz kitap, okurlara sözcüklerin değil, resimlerin, renklerin gücüyle sesleniyor. Resimlerle harekete geçen hayal gücü ise tek bir kitabın içinde sayısız hikaye bulabiliyor.

Pöğün’ün dingin bir rüyayı andıran resimleriyle her okur kendi hikayesini bulacak, Yağmuru Seven Adam ise kendi yağmur bulutlarını…

Ormanın Şarkısı

60.00

Uçsuz bucaksız topraklarda, tek başına yaşayan bir ağaç varmış… Hayvanlarla ve rüzgarla dost olsa da hep bir özlem taşırmış içinde. Dallarına başka dalların değdiğini hayal eder, yavru hayvanların sakarlıklarına diğer ağaçlarla birlikte gülmek istermiş. Tek başına yaşayan ağaç, hiç görmediği ormanı özlermiş…

Ormanın Şarkısı’nda, yalnız bir ağacın yeni bir yuvaya kavuşma hikayesini okuyacaksınız. Doğanın bir sesi, hatta bir şarkısı olduğunu hissedecek ve ona kulak vereceksiniz.

“Rüzgârlı günlerde ağaçların yanından geçerken yaprakların hışırtısını duyuyorsunuz, değil mi? Dikkatlice dinlerseniz, bu hışırtıların aslında bir şarkı olduğunu fark edebilirsiniz: Ormanın şarkısı…”

Rüya Bakanlığı

71.25

Üç ilham verici afacan dünyanın çok sıkıcı olduğuna karar veriyor ve dünyayı daha eğlenceli bir yer haline getirmek için bir plan yapıyor. Konuşmayı, düşünmeyi çok iyi biliyor bu üçlü. Ve Cumhurbaşkanıyla paylaşmayı düşündükleri yepyeni bir fikirleri var: Bir ‘Rüya Bakanlığı’ kurmak!

Bu bakanlığın, kapıları, tavanı ve duvarları yok! Sınırları olmayan bir bakanlık bu! Sonsuzluğa açılan bir bakanlık!

Cumhurbaşkanını ikna etmek kolay değil. Ona göre hayal kurmak bir ‘saçmalık.’ Ama bu üç kafadar kararlı, kaybedecek vakitleri yok…

Bir Armadillo Hikâyesi

71.25

Minik armadillo Armin’in bir derdi var. O büyümek, kocaman olmak istiyor. Neyse ki Armin’in bu dileğini gerçekleştirebilecek biri yaşıyor ormanda: İltifatlarıyla tanınan Pohpoh kuşu.

Pohpoh kuşunun övgüleriyle şiştikçe şişiyor Armin ve koca bir armadilloya dönüşüyor.

Peki Armin, koca bir armadillo olunca aradığı mutluluğu buluyor mu?

Gözde Aral Ocak’ın kaleme aldığı Bir Armadillo Hikâyesi, hepimize tanıdık gelecek bir arayışı anlatıyor; olduğumuzdan farklı biri olmak istediğimiz zamanların hikâyesi bu.

Öz saygı, öz sevgi, kendine güven, mütevazılık gibi çok önemli konulara değinen Bir Armadillo Hikâyesi, çocukların çok sevdiği Ceyhun Şen’in renkli bir rüyayı andıran illüstrasyonlarıyla canlanıyor.

Kuzey Ormanında Bir Gece

82.50

Güneşli köyde gün, her zamanki gibi başlamıştı…

Ama o gün, diğerlerinden çok farklı olacaktı. Davetsiz misafirler adım adım köye yaklaşıyordu. Güneşli köyün sakinleri ise başlarına geleceklerden habersizdi.

Bildikleri tek bir şey vardı, o da İnsan Hırsızları ne zaman bir köye ayak bassa, sakinleri sır olup giderdi başka diyarlara. Bir tek Tormi farkındaydı. Bir tek o bir arada kalmanın nasıl mümkün olduğunu biliyordu…

Kuzey Ormanında Bir Gece, Güneşli köy sakinlerinin odalarla dolu bir koridorda ilerleyerek dayanışmaya giden yolu keşfettiği, heyecan dolu bir serüven.

Kraker Kız

82.50

Farklı olmaya dair hem çok tanıdık hem kendine özgü bir hikâye…

Bu hikâyede, kocaman bir krakeri andıran Kraker Kız ve çilek reçeliyle kaplı Reçel ile tanışacaksınız.

Onların öyküsü, herkesten farklı olduğu için çoğu zaman yalnız kalan Reçel ile Kraker Kız’ın tanışmasıyla başlıyor. İkisinin de hayata bakışını değiştirecek ve de koca bir mahalleyi şaşırtacak kadar sürprizli bir arkadaşlık hikâyesi yazılıyor aralarında.

Kraker Kız, okurları bol bol heyecan, bir sürü hayal, birkaç kraker kırıntısı ve birkaç reçel damlasıyla tatlanmış bir arkadaşlığa ortak olmaya davet ediyor.

Çocuklara, farklılıklara karşı anlayış ve hoşgörü göstermenin, hem kendinin hem de başkalarının duygularının farkında olmanın önemini anlatıyor.

Dümtek Necmi’nin Muhteşem Hikayesi

82.50

Kimler Dümtek Necmi’yi tanıyor? Bilmeyenler için hemen söyleyelim; o gelmiş geçmiş en iyi ritim ustası. Temizses Müzik Evi’nde yetişmiş efsanevi darbuka virtüözü. Peki Ali’yi tanıyor musunuz? O da Dümtek Necmi’nin en büyük hayranı. Bu ikilinin yolu, bir gün Ali’nin eskici Ekrem amcanın arabasında bulduğu bir mektup sayesinde kesişir ve Ali, daha önce hiç bilmediği zamanlar, insanlar ve duygularla tanışır.

Dümtek Necmi’nin muhteşem hikâyesini bu mektup sayesinde öğrenen Ali, bir daha asla yaz tatillerinde sıkılmayacak, hayatın ritmini kaçırmayacak ve darbukayı elinden hiç ama hiç bırakmayacaktı…

Dümtek Necmi’nin Muhteşem Hikâyesi, sadece Dümtek Necmi’nin değil, aynı zamanda bir müzik enstrümanı sayesinde anda kalarak “şimdi”yi tüm duyularıyla deneyimlemeyi öğrenen Ali’nin de hikâyesi.

de/da Ailesi: Tuhaf bir yazım kuralı, daha da tuhaf bir aile

82.50

Değişiklikten hiç hoşlanmayan bir mahalleye yeni birileri taşınırsa neler olur? Üstelik bu aile birazcık da tuhafsa?

Yıllardır boş duran 19 numaralı evin yeni sakinlerinden söz ediyoruz: de/da Ailesi! Bu taşınma ile birlikte mahalleliler kocaman bir bilmecenin ortasında buluyor kendini: Bu çiftin sıradan sohbetler sırasında kurduğu cümlelerde bile bir gariplik var.

Bu sır perdesini aralamak için tüm komşuların davet edildiği bir buluşma harika bir fikir gibi duruyor. Ama burada işler iyice sarpa sarıyor!

Türkçede en sık yapılan hatalardan biri olan “de/da” konusunu odağına alan bu eğlenceli hikâyeyle bağlaç ve ek olan “de/da”yı kolayca ayırt edebileceksiniz.

Tuhaf ama sevimli de/da Ailesi’yle tanışmak ister misiniz?

Hayatın Sırrı Nerede?

82.50

Can’ın canı bir gün çok sıkıldı. Ama çok! Can sıkıntısından neredeyse bayılmak üzereydi ki, kulağına ilginç bir soru çalındı: “Hayatın sırrı nerede?”

Hayatın bir sırrı mı vardı? Vardıysa da neredeydi? Can’ın mahalledeki keşif yolculuğu işte böyle başladı. Annesine, babasına, bakkal Emin amcaya, terzi Sema ablaya…

Karşısına çıkan herkese ama herkese sordu bu soruyu. Hayatın sırrı bir tebessümde mi gizliydi? Yoksa günlük rutinlerimizde mi? Müziğin notalarında mı saklıydı? Yoksa kitap sayfalarının arasında mı?

İnsanların yüzyıllardır cevabını aradığı o sorunun peşine düşme vakti şimdi!

Köpük Adam

90.00

Yaramaz mı yaramaz bir diş fırçasıyla başa çıkmak zor iş!
“Başa çıkamıyorsan, onu banyonun bir köşesine koy gitsin!” mi dedin?
Memo da böyle düşündü ama ağzından çıkan kötü kokularla anladı ki böyle olmaz bu iş!
Diş fırçası yaramaz ama bir o kadar da yetenekli, belki de o bir dâhi!
Ne de olsa her dâhi biraz çılgındır… Belki de en iyisi kendini eğlenceye bırakmaktır!

Kedilerin Kayıp Adası Kedunya

97.50

Yaşadığı binanın on ikinci katından sokakları izleyen, sıradan bir ev kedisi Baget…

Günün birinde, sokaklarda yaşayan güzel mi güzel bir tekire gönlünü kaptırıyor. Ama hiç kolay değil Mırrlana’nın kalbini kazanmak. Baget’in geçmişe yolculuk edip atalarının kayıp diyarı Kedunya’ya gitmesi ve kedilere dokuz can veren çiçeği getirmesi gerekiyor.

Baget’in işi zor. Sokakların asi delikanlısı kara kedi Kara’nın sinsi planlarıyla mücadele etmek ve kedilerin kaderini belirleyecek bir yolculuğu başarıyla tamamlamak zorunda.

Mizahi anlatımıyla okurunu heyecan dolu bir kedi mitine ortak eden Kedilerin Kayıp Adası Kedunya, bugün şehirleri yuva edinmiş kedilerin dünyasının kapılarını aralıyor.

Okulun En Tuhaf Kızı

97.50

Her şey Çimen’in eski bir konağa taşınmasıyla başlar…

Çimen yeni odasında eşyalarını yerleştirirken, köşede saklı bir bisküvi kutusu bulur. Bu kutunun içinde, onu 1962 yılına götürecek bir çay fincanı vardır.

Çimen, 1962’de kendi odasında yaşayan Yağmur’la işte böyle tanışır. Müziğe, Bob Dylan’a ve edebiyata duydukları tutku sımsıkı bağlar onları.

Okulun En Tuhaf Kızı, okurları Dylan’ın büyülü şarkılarıyla 60’lı yıllara götüren, zaman ve mekanın ötesinde bir dostluk hikâyesi.

Susuz Çağın Çocukları

97.50

Önce su azaldı. Sonra iklimler değişti.

Susuzluk, kıtlık ve kaynakların giderek azalması dünyayı kaosa sürükledi. İnsanlar, azalan kaynakları paylaşamıyordu. Herkes yeni bir dünya düzeninin kurulması gerektiğinin farkındaydı. Böylece dünya, kalan son su kaynaklarına göre beş̧ parçaya bölündü ve bölgelerin etrafına dev duvarlar örüldü. Susuz Çağ Medeniyetleri işte böyle kuruldu…

İki yüzyıldır birbirinden haber almadan yaşayan beş bölgenin yolu, ormanda bir anda beliren bir çiçekle yeniden kesişiyor. Fırat’ın ormanda tesadüfen keşfettiği beyaz çiçekle heyecan dolu bir macera başlıyor. Üstelik Fırat yalnız değil. Çiçek diğer bölgelerde yaşayan Meriç, Göksu, Aras ve Dicle’nin de karşısına çıkıyor. Beş çocuk bir araya gelip büyük gizemi çözmek üzere kolları sıvıyor: Bu çiçek neden bir anda beliriverdi, ne anlatmak istiyor? Peki çiçeği takip ederek susuzluğun damga vurduğu bu çağı sonra erdirebilecekler mi?

İklim değişikliği, su krizi gibi küresel sorunları odağına alan Susuz Çağın Çocukları, ekolojik bir distopya ile okurları heyecan dolu bir maceraya ortak ediyor.

Nostaljik Mevsim Posteri – İlkbahar

110.00

Bir zamanlar sınıftaki mantar panoda asılı duran mevsim posterlerini hatırlıyor musunuz?

Her birini uzun uzun incelediğimiz, her defasında yeni ayrıntılar keşfettiğimiz, o zamanlar bakmaya doyamadığımız, şimdilerde ise gördüğümüzde bizi yıllar öncesine alıp götüren mevsim posterleri Paraşüt Kitap etiketiyle sizinle buluşmaya hazır.

Bugünün çocukları da tıpkı geçmişteki gibi her mevsimin ayrı bir güzelliği olduğunu, bu nostaljik çizimlerde tekrar tekrar keşfedecek!

Nostaljik Mevsim Posteri – Yaz

110.00

Bir zamanlar sınıftaki mantar panoda asılı duran mevsim posterlerini hatırlıyor musunuz?

Her birini uzun uzun incelediğimiz, her defasında yeni ayrıntılar keşfettiğimiz, o zamanlar bakmaya doyamadığımız, şimdilerde ise gördüğümüzde bizi yıllar öncesine alıp götüren mevsim posterleri Paraşüt Kitap etiketiyle sizinle buluşmaya hazır.

Bugünün çocukları da tıpkı geçmişteki gibi her mevsimin ayrı bir güzelliği olduğunu, bu nostaljik çizimlerde tekrar tekrar keşfedecek!

Nostaljik Mevsim Posteri – Sonbahar

110.00

Bir zamanlar sınıftaki mantar panoda asılı duran mevsim posterlerini hatırlıyor musunuz?

Her birini uzun uzun incelediğimiz, her defasında yeni ayrıntılar keşfettiğimiz, o zamanlar bakmaya doyamadığımız, şimdilerde ise gördüğümüzde bizi yıllar öncesine alıp götüren mevsim posterleri Paraşüt Kitap etiketiyle sizinle buluşmaya hazır.

Bugünün çocukları da tıpkı geçmişteki gibi her mevsimin ayrı bir güzelliği olduğunu, bu nostaljik çizimlerde tekrar tekrar keşfedecek!

Nostaljik Mevsim Posteri – Kış

110.00

Bir zamanlar sınıftaki mantar panoda asılı duran mevsim posterlerini hatırlıyor musunuz?

Her birini uzun uzun incelediğimiz, her defasında yeni ayrıntılar keşfettiğimiz, o zamanlar bakmaya doyamadığımız, şimdilerde ise gördüğümüzde bizi yıllar öncesine alıp götüren mevsim posterleri Paraşüt Kitap etiketiyle sizinle buluşmaya hazır.

Bugünün çocukları da tıpkı geçmişteki gibi her mevsimin ayrı bir güzelliği olduğunu, bu nostaljik çizimlerde tekrar tekrar keşfedecek!

Toprak Ana Masalları

112.50

Evvel zaman içinde kalbur saman içinde biri bir masal anlatmış. Sonra bir başkası, sonra bir başkası daha… Kelimelerle yaratılan bu sihirli dünyaların sıradışı bir gücü var; diyar diyar gezip insanların kalbine dokunmak.

Toprak Ana Masalları’nın başrolünde bugün artık tehlike altında olan güzel dünyamız yer alıyor. Dünyanın farklı köşelerinde anlatılan bu masalların her biri, kadim bir öğreti taşıyor. Amazon Yerlilerinden ormandaki yangını söndürmek için çabalayan minicik bir kuşun öyküsünü dinlerken, bir Hint masalından doğanın dengesine müdahale etmememiz gerektiğini öğreniyoruz. Masallara inanan bir çocuğun azmiyle çiçek bahçesine dönen çorak toprakların hikâyesini ise Avustralya Aborijinleri anlatıyor bizlere…

Bu dokuz masalda Toprak Ana gökyüzüne, toprağa, denize ve hayvanlara saygı duymamız gerektiğini fısıldıyor kulağımıza.

Bir Şans Ver!

112.50

Alp Gökalp’in yazdığı, Aleksandra Fabia’nın resimlediği “Bir Şans Ver!” çocukların günlük yaşamlarında karşılaştıkları zorluklara farklı bir gözle bakmalarını ve farkına varmadıkları güzellikleri keşfetmelerini sağlayacak bir yol arkadaşı!

Yazar Gökalp, bulutlu bir günde, oyunda kaybeden, kafası karışan, çok ama çok sinirlenen, korkan, okula gitmek istemeyen veya kardeş bekleyen çocukların arasında gezinerek tılsımlı bir söz fısıldıyor kulaklarına: BİR ŞANS VER!

“Bir Şans Ver!” çocukların duygu dünyasına yeni bir pencere açarak, hem eğlenceli hem de bilge fikirler sunuyor.

Polonyalı illüstratör Aleksandra Fabia’nın sıra dışı çizimleri ise, çocuklara hayal gücünün sınırsızlığını hatırlatıyor bir kez daha…

Ay Pastanesi

112.50

Bir sabah uyandığınızda kendinizi mutsuz hissettiğiniz günleri hatırlayın. Belli bir nedeni de yoktur üstelik…

Meşhur Ay Pastanesi’nin şefi Bayan Tavşan da bir sabah güne böyle açar gözlerini. Her sabahına eşlik eden neşe, aysız bir gecenin sabahında aniden terk etmiştir onu.

Ve hepimizin o anlarda merak ettiği soruyla çalkalanır Bayan Tavşan’ın zihni: “Bundan sonra hep üzgün mü olacağım?”

Ay Pastanesi’nde, Bayan Tavşan’la evrenin en gizemli duygularından biri olan mutluluğun peşine takılıyoruz. Belki mutluluk gökyüzünde yeniden beliriveren ayın arkasında, belki de böğürtlenli tartların piştiği Ay Pastanesi’nde gizlidir… Kim bilir?

Çocukların çok sevdiği yazar Zeynep Alpaslan’ın kaleme aldığı, büyüleyici çizimleriyle Orhan Ata’nın resimlediği kitap, okurları mis kokulu Ay Pastanesi’ne davet ediyor.

Victor’un Balkabakları

112.50

Bundan yıllar yıllar önce, Victor adında meraklı bir çocuk, yaşadığı köyü turuncuya boyamış, hem de balkabağı turuncusuna. Nasıl mı?

Her şey küçücük bir tohumla başlamış. Victor o kırılgan tohumu elleriyle toprağa ekmiş ve başlamış sabırla beklemeye. Sonbahar gelmiş, Victor’un tohumu iki koca balkabağına dönüşmüş. Yetmemiş, Victor’a binlerce tohum vermiş.

O binlerce tohuma ne mi olmuş?

Cevap, toprağın bereketinde gizli…

Buğday Derneği’nin kurucusu Victor Ananias’ın başından geçen gerçek bir olaydan esinlenen Leyla Aslan Ünlübay’ın kaleme aldığı bu hikâyede, köy yaşamı ve binlerce balkabağı, Mısra Karahan’ın incelikli ve dingin çizimleriyle canlanıyor.

Neden?

112.50

İnsanlık tarihinin en önemli sorusu nedir diye düşünecek olsak, çoğumuz aynı cevabı verirdi: “Neden?”

İnsanlar, tarihöncesinden bugüne dek hiç durmadan bu soruyu sordu. Çocukken de sordu, büyüdüğünde de sordu. Bilim, bu soru ile ilerledi. Sanat, bu soru ile sayısız eser yarattı. Dünya üzerindeki varlığımızı anlamlandırmanın anahtarını taşıyor gibiydi bu soru.

“Neden” sorusuna verilen cevaplar her zaman aynı olmadı elbette. Bu kitapta yer alan, Mezopotamya’dan Hindistan’a, Avusturya’dan Etiyopya’ya, dünyanın farklı köşelerinde binyıllardır anlatılan sekiz masal, aklımıza takılan sekiz “neden” sorusunu yanıtlıyor. Masalların hayal dünyasını, bilimin aynı sorulara verdiği yanıtlar takip ediyor. Böylece masal anlatıcılarının ve biliminsanlarının aynı konuya nasıl farklı bir bakış açısı getirdiğini görüyoruz.

Masal ve bilim “neden” sorumuzu yanıtladıktan sonra ise, sıra oyun oynamaya geliyor. Okuduğumuz yanıtları, kendi hayal gücümüzle birleştirerek oynadığımız oyunların sonunda, belki biz de kendi yanıtımıza ulaşabiliriz. Kim bilir?

Çıplak Ayaklılar Orkestrası

112.50

Çıplak Ayaklı Çocuk, ayakkabı giymeyi hiç sevmezdi.
Her yere çıplak ayaklarıyla gider,
her işi çıplak ayaklarıyla yapardı.
En iyi yaptığı şey ise şarkılar söylemekti.

Ama sonra işler bir anda karışıverdi.
Konser günü gelip de,
tüm orkestra gibi ayakkabılarını giyince,
en iyi bildiği şeyi unutuverdi…
Şarkı söylemeyi.

Çıplak Ayaklılar Orkestrası, bir çocuğun kendi gibi olmayı seçmesi üzerine umut dolu bir hikaye.

Evde Zürafa Bakımının Zorlukları

112.50

“Bir zürafanın yağmurluğuna kavuşma hikâyesi.”

Uzaklarda bir şehirde, ta Berlin’de Panda adında bir zürafa yaşıyor.
Doğrusunu söylemek gerekirse, zürafa Panda’nın biraz yardıma ihtiyacı var.
Neden mi?
Panda’nın boyu çok uzun, boynu ise çok çok çok uzun… Yani hiçbir yağmurluğa sığamıyor!
Peki Berlin’de yağmur yağarken nasıl dolaşacak zürafa Panda?
Yağmurlu günlerde ıslanmasın diye kocaman bir yağmurluk mu yapsak ona?
Çilek’in harika bir fikri var aslında, biraz zor olsa da!
Kırkyama ustası Melek Mücella yardım eder mi acaba?