Blog

22 Kasım 2023

Çocukların sorularını nasıl geçiştirmeden yanıtlayabiliriz?

Çocukların, meraklarını destekleyen, sorularını yeri geldiğinde cevaplayan, yeri geldiğinde onları cevabın kaynağına yönlendiren, bazense onlarla yan yana sorgulayan yetişkinlere ihtiyaçları var.
6

Bazen yetişkinler olarak, dünyaya, evrene ve insanlara dair bildiğimiz bilimsel gerçeklerin, aşina olduğumuz teorilerin, zamanla kabul ettiğimiz inanışların zihnimize doğuştan yüklenmediğini, bunların yıllar boyu sorgulayarak, dinleyerek, düşünerek ve okuyarak edinildiğini unutabiliyoruz. Hal bu olunca, “çok soru soran” bir çocukla karşılaştığımızda, onunla empati yapmakta güçlük çekiyoruz. Bazen sorular fazla geldiği için, bazen nasıl cevaplayacağımızı bilemediğimiz için geçiştiriyoruz. Aslında çocuklar, merak ederek ve merak ettikleri konular hakkında sorular sorarak, dünyayı sıfırdan anlamlandırmaya çalışıyorlar. Bu büyük bir iş. Bu süreçte, meraklarını destekleyen, çocukların sorularını yeri geldiğinde cevaplayan, yeri geldiğinde onları cevabın kaynağına yönlendiren, bazense onlarla yan yana sorgulayan yetişkinlere ihtiyaçları var.

Sorular çok fazla geldiğinde, geçiştirmek yerine ne yapabiliriz?

Çocuklara özgürce soru sorabileceklerini hissettikleri ve sorularının ciddiye alınacağını bildikleri bir ortam sunmak önemli, ancak bu ortam yaratılırken ebeveynin sınırlarını gözetmek de şart. Gündelik hayatın koşuşturmacasını ve ebeveynlerin de her insan gibi sınırlı sabır ve enerjiye sahip olduğunu düşünürsek, ebeveynin her soruya o an tatmin edici bir cevapla ya da yönlendirmeyle karşılık vermesini beklemek gerçekçi olmayabilir. Ancak soruların çok fazla geldiği anlardaki tek çare de çocuğun sorusunu geçiştirmek değil. Bir çözüm şu olabilir: Şu an cevap veremeyeceğiniz soruları, buzdolabına (ya da çocuğunuzun görebileceği herhangi bir yere) yapıştırdığınız bir kağıda not almak. Bu davranış, şu an cevap veremeseniz de sorusunu ciddiye aldığınızı hissettirecektir. Ancak bu sistemdeki güven ilişkisini bozmamak adına, sorular üzerine düşünmek ve konuşmak için er ya da geç zaman ayırmayı ihmal etmeyin.

Ebeveynin ya da çocuğun bilgi eksikliğinden dolayı cevaplanamayan sorular

Bazen çocuğunuz size, “Gökyüzü neden mavidir?” gibi bir soruyla gelecektir ve “Hmm, ben bunu biliyordum, ama doğru hatırladığımdan emin değilim…” diye düşüneceksinizdir. Bazense, sorunun cevabını gayet iyi bilmenize rağmen, cevabı anlaması bir miktar teknik ön bilgi gerektireceğinden bu konuya dalmak istemeyeceksinizdir. Bu iki durumda da geçiştirmek dışında opsiyonlarınız mevcut. Öncelikle, cevap verememenizin sebebi sizin tarafınızdaki bir bilgi eksikliğiyse, çocuğunuza “Bilmiyorum, ama senin için araştıracağım”, ya da “Emin değilim, beraber öğrenmek ister misin?” demekten çekinmeyin. Cevap vermek istememenizin sebebi anlamayacağını düşünmenizse de denemekten zarar gelmeyeceğini unutmayın. Bir şeyleri basit şekilde açıklamakta harika değilseniz, çocuklar için tasarlanmış bilim kitaplarından ya da videolardan yararlanabilirsiniz.

Tüm bunlar olurken, soru-cevap dinamiğinizin, onun soru sorduğu ve sizin tüm cevaplara sahip olduğunuz bir hiyerarşiden oluşmak zorunda olmadığını unutmayın. Bazen doğrudan cevap vermek yerine, ona yönlendirici sorularla karşılık verebilirsiniz. Örneğin “Kar neden yağar?” diye sorduğunda, ona, “Soğuk havada suya ne olur?” diye sorarak, beraber fikir yürütmeye başlayabilirsiniz. Beraber kaynak bulabilir, cevabın peşine beraber düşebilir, hatta zamanınız varsa beraber deney bile yapabilirsiniz. Kuşların havada nasıl süzülebildiğine dair bir soru, havada en uzun süre kalan kağıttan uçağı yaratma aktivitesine dönüşebilir.

Net bir cevabı olmayan, inanışa bağlı ya da felsefi sorular

Soru-cevabın her zaman hiyerarşiye bağlı olmaması gerektiği prensibi, belki de en çok bu tip sorular için geçerli. Çünkü aslında, çocukların sık sık sorduğu, “Öldükten sonra nereye gideriz?”, “Evren neden var?”, “‘İyi’nin iyi, ‘kötü’nün kötü olduğundan nasıl bu kadar eminiz?” gibi soruların cevabını ne siz kesin olarak bilebilirsiniz, ne de herhangi bir yetişkin. Bu tip sorulara dair, filozofların ürettiği teoriler ya da kültürel mitlerin ve dinlerin ürettiği cevaplar elbette mevcut. Çocuğunuz size böyle bir soruyla geldiğinde, onlara bu sorunun kesin bir cevabı olmadığını, ama insanların tarih boyunca bu soruya kafa yorduğunu ve çeşitli tahminler yürüttüğünü açıklayabilirsiniz. Ona, “Sen bu konuda ne düşünüyorsun?” diye sorabilir, onunla size mantıklı ya da rahatlatıcı duyulan açıklamaları paylaşarak karşılıklı bir diyalog oluşturabilirsiniz.

Felsefi sorular, çocuklara, bazen cevaplara ulaşamayacak olsak bile soru sormanın kendi içinde bir değeri olduğunu göstermek için harika bir fırsat olabilir. Çocuğunuzu bu bakış açısıyla tanıştırmak için beraber Hayatın Sırrı Nerede? kitabını okuyabilirsiniz. “Hayatın sırrı nerede?” sorusunun peşinden koşan Can’ın hikayesini okuyunca, bu gibi şeyleri merak edenin sadece kendisi olmadığını ve her bireyin bu tip sorulara kendi cevabını üretebileceğini görebilir.

Okuma önerileri:

Felsefe Makinesi – Bir Yol Haritası: Çocuklar için Felsefe (P4C) Nasıl Yapılır?

Felsefe Gemisi: Odysseia ile Çocuklar için Felsefe

Sorduğu sorularla herkesi gülümseten bir çocuk ve çocuğunun sorularını hiç geçiştirmeyen bir baba için aşağıdaki videoyu izleyin 🙂


Kaynaklar:
https://www.verywellfamily.com/dealing-with-never-ending-questions-1449272
http://brighthorizons.com/resources/Article/answering-childrens-toughest-questions
http://kidsclubchildcare.com.au/6-tips-for-answering-childrens-toughest-questions/
http://afineparent.com/positive-parenting-faq/inquisitive-kids.html

e-bülten aboneliği

Paraşüt Kitap ve Paraşüt Mektup Baobab Yayıncılık A.Ş. kuruluşlarıdır.

Sepet
Giriş

Üye değil misiniz?

Yazmaya başlayarak önerdiğimiz kitapları görebilirsiniz.