Blog

22 Haziran 2022

İyi bir okur yetiştirmek için ne yapmalı?

Okumak zorla sevdirilecek bir şey değil, ancak çocuğunuzun okumanın insana kattıklarından faydalanarak büyümesini istiyorsanız ona doğru ortamı sunarak ve okumaya doğru şekilde yaklaşarak kitaplarla pozitif bir ilişki kurmasını sağlayabilirsiniz.
Çocuklarda okuma alışkanlığı

Okumaya erken yaşta başlamanın, kitaplarla haşır neşir olarak büyümenin çocuk gelişimine katkısından birçoğumuz haberdarız. Ancak konu çocukların okumaya ilgi duymasını sağlamaya geldiğinde, kafa karışıklığı yaşamamız olası. Okumak zorla sevdirilecek bir şey değil, ancak çocuğunuzun okumanın insana kattıklarından faydalanarak büyümesini istiyorsanız ona doğru ortamı sunarak ve okumaya doğru şekilde yaklaşarak kitaplarla pozitif bir ilişki kurmasını sağlayabilirsiniz.

Okumayı ödüllendirmektense iç motivasyonu destekleyin.

Bazen okullar, çocukların okuma miktarını artırmak adına bitirilen her kitap için bir sticker vermek, en çok okuyan çocuğu ödüllendirmek gibi yöntemlere başvurabiliyor. Ancak, çocukların okuma davranışları üzerine yapılan uluslararası araştırmalara göre, bir çocuğun okuma eylemini kendi isteğiyle, bağımsız bir seçim olarak gerçekleştirmesi uzun vadede daha fazla ve daha nitelikli bir şekilde okumasını sağlıyor. Evde veya okulda, çocuklara not ya da başka türlü bir ödül karşılığı kitap okutmak çocuğun okumayı sadece dışsal bir sonuç elde etmek için kullanılan bir araç olarak görmesine sebep oluyor. Bu durum, çocuğun kendini vererek okumasının ya da okuduğuyla bağlantı kurmasının önüne geçiyor. Dolayısıyla, çocuğun okumaya iç motivasyonla yaklaşabildiğinden emin olmak önemli. Burada “iç motivasyon”dan kastımız, okumaya kendimiz bu eylemden keyif alacağımızı bildiğimiz için başlamak ya da okumaya başkası tarafından yönlendirilmiş olsak bile, başladıktan sonra keyif alabilmek.

Çocukların sadece öğrenmek için değil, aynı zamanda keyif almak için okumayı hak ettiği düşüncesini benimseyin.

İlk maddeyi okuduktan sonra, “Peki, çocuğumun iç motivasyonla okumasını nasıl sağlayabilirim?” diye düşünmüş olabilirsiniz. Bu sorunun cevabı, çocukları algılayış şeklimizi değiştirmekte yatıyor olabilir.

Bazen çocukları sürekli olarak eğitilmesi ve şekillendirilmesi gereken birer “potansiyel insan” olarak görmekten, onların da bizimkilere benzer kompleks ihtiyaçları olan bireyler olduklarını unutabiliyoruz. Çocukluğun sadece bir gelişim alanı değil, aynı zamanda bir varoluş alanı olduğunu hatırlamakta fayda var. Eğer çocuğumuza aldığımız kitaplarda aradığımız tek özellik “öğretici” olmaları ya da karakterlerin çocuğa “iyi örnek olması”ysa, çocuğun bu kitaplarla sadece bir yere kadar ilgileniyor olmasına şaşırmamak gerekir. Çünkü çocuklar öğrenmeyi sever, ama çoğu çocuğun bir kitapla bağlantı kurup onu şevkle okuması için öğreticilikten fazlasına ihtiyaç vardır.

Edebiyatın temel işlevlerinden biri insanlığa dair hissiyatları, problemleri ve yaşanmışlıkları okuyucusuna aktarmaktır. Kitapların bu işlevinden yetişkinler kadar çocukların da yararlanma hakkı vardır. Yetişkin hayatınızda okuyup sevdiğiniz kitaplarla kurduğunuz bağı, ardından çocukken okuyup yanınızdan ayırmadığınız kitaplarla kurduğunuz bağı düşündüğünüzde bu iki olgu arasında birtakım benzerlikler bulabilirsiniz. Örneğin, bir yetişkin olarak yalnızlıktan mustaripseniz okuduğunuz kitabın ana karakterinin çektiği yalnızlık o kitapla duygusal bir bağ kurmanızı ve hikayenin içine girmenizi kolaylaştırır. Aynı şekilde, geceleri yalnız uyumaktan korkan bir çocuksanız karanlıktan korktuğu için uyuyamayan bir ayı yavrusunun hikayesini okumaktan bambaşka bir keyif alırsınız.

Okudukları kitaplarda kendi hayatlarından, duygularından ve kendi karakter özelliklerinden kesitler bulmak çocukların isteyerek okuma ihtimalini artırır. Kimi çocuk için bu, kendi hayatındaki bir problemin okuduğu kitapta çözümlenmesine şahit olmanın verdiği telkin duygusuyla olur, kimi çocuk içinse kendi kafasında canlandırdığı komik senaryoların bir benzerini kağıt üzerinde bulmanın heyecanıyla… Aynı yetişkinler gibi çocuklar da iç dünyalarının yansımalarını dış dünyada görmekten, kitaplar aracılığıyla dünyayla bağlantıda hissetmekten hoşlanırlar.

Sansürden kaçının, farklı türlerde kitapları erişilebilir kılın.

Kitap okumanın erkenden pozitif duygulanımlarla ilişkilendirilmiş olması çocuğun ilerleyen yıllardaki okuma şevkinin habercisidir. Bu pozitif duygulanımı olası kılan şeylerden biri kitap seçiminde çocuğun da söz sahibi olmasıdır. Kitapları seçen ve satın alan ebeveyn, istemeyerek de olsa sansür yapar, çünkü birçok durumda kitapları sadece kendi değer algılarına göre eler. Örneğin mizah kitaplarının anlamsız ve “boş” olduğunu düşünen bir ebeveyn, çocuğunun mizah kitaplarına erişimi kısıtlamış olur. Bunun sonucunda çocuk potansiyel olarak okumaktan keyif alabileceği, okuma eylemiyle pozitif bir ilişki kurmasına katkıda bulunabilecek bir grup kitapla hiç tanışmamış olur.

Çocuğunuz için farklı türlerde, bol sayıda kitabı erişilebilir kılarak, kendi ilgilerini çeken konuları ve onlara hitap eden anlatım şekillerini keşfetmelerini kolaylaştırabilirsiniz. Bunu onlara evde kendi kütüphanelerini oluşturarak yapabileceğiniz gibi, kitapçılara beraber gidip oradaki kitapları özgürce incelemelerine ve seçmelerine izin vererek ya da beraber kütüphaneye gittiğinizde onlara kendi alanlarını tanıyarak da yapabilirsiniz. Ardından, tekrar tekrar okumaktan hoşlandıkları kitapların ortak özelliklerini gözlemleyerek ya da çocuğunuzla bu konuda sohbet ederek onun kitaplar konusundaki kendine özgü zevklerinden haberdar olabilirsiniz.

Okumanın sosyal ve interaktif yönünü çocuğunuz okumayı söktükten sonra da muhafaza etmeye çalışın.

Henüz okumayı sökmemiş çocuklara uyku öncesi kitap okumayı birçoğumuz biliriz, ancak bazı evlerde çocuk okumayı öğrendiği andan itibaren okumak bireysel bir aktivite olarak görülmeye başlanır. Önceki maddelerde belirttiğimiz gibi çocuğun okumayı baskı altında kalmadan, bağımsız bir seçim olarak gerçekleştirmesi önem taşır. Ancak bu illaki çocuğun yalnız başına okuması gerektiği anlamına gelmez. Aksine, çocuğa çok ani bir şekilde “Bundan sonra tek başına okuyacaksın,” mesajını vermek, sizinle sizin ona okumanız üzerinden kurmuş olduğu bağın tehlikede olduğunu hissettirebilir. Okumayı zaman zaman sosyal bir aktivite haline getirmek hem bağımlı okumadan bağımsız okumaya olan geçişi yumuşatır, hem de çocuğun kitapların interaktif yönünü keşfetmesini ve okumaktan daha çok zevk almasını sağlar.

Okumanın sosyal halinden yararlanmaya çocuğunuz henüz okumayı sökmemişken başlayabilirsiniz. Bu evrede, sesli okumanız sırasında yönelttiği soruları ve yorumları görmezden gelmek ya da “Beni kesme,” demek yerine konuşmaya zaman ayırarak onu bu aktiviteye dahil edebilirsiniz. Hatta konuşmayı o başlatmamışsa bile, okumanız sırasında belli aralıklarla mola verip, ona “Sence sonra ne olacak?” gibi sorular yöneltebilirsiniz. Çocuğunuz okumayı öğrendikten sonra kitabın birazını sizin, birazını da onun sesli okuduğu bir karşılıklı okuma modeli uygulayabilirsiniz. Yaşı biraz daha büyük olan çocuğunuzla ise yan yana okuma saati yapabilirsiniz. O kendi kitaplarını, siz kendi kitaplarınızı alıp aynı odada okuyabilirsiniz. Okumaya ara verdiğiniz anlarda, çocuğunuzla kitaplar üzerine sohbetler başlatabilirsiniz. Metinler sabit anlamlar içermezler, okuyucunun çıkarımlarına göre şekillenirler ve bu en basit görünen çocuk kitapları için de geçerlidir. Yani herhangi bir edebi eser üzerine tartışılabileceği gibi çocuk kitapları üzerine de tartışılabilir. Çocuğunuzla okuduğu kitapta hangi detaylara takıldığını, hangi kısımları anlamlı bulduğunu konuşarak okuma deneyimini daha analitik ve interaktif bir hale getirebilirsiniz.

Evdeki yetişkinlerin okumayla ilişkisini gözden geçirin.

Önceki maddede söz edildiği gibi, okumanın sosyal bir yönü vardır ve bu şu anlama gelir: Çocuklar çevrelerindeki insanların onlarla beraber ya da onların yanında okumasından olumlu etkilenir. Bu sebepten dolayı, çocuğun okumakla sağlıklı bir ilişki kurmasında ebeveynlerinin kitaplarla kurmuş olduğu ilişkinin de önemli bir yeri vardır.

Esasında, ebeveynlerin okumayı bir zorunluluk olarak gördüğü bir ortamda, çocuğun okumayı sıkıcı bir aktivite olarak sınıflandırıyor olması şaşırılacak bir şey değildir. Bu algıyı kırmak için önce okumaya karşı sahip olduğunuz tutumları gözden geçirebilirsiniz. Siz kitap okumanın gerçekten keyif veren bir aktivite olduğunu mu düşünüyorsunuz, yoksa içten içe okumanın “insanın kendisini geliştirmek için yapması gereken” bir eylem olduğuna mı inanıyorsunuz? Bazen açık açık söylemediğimiz şeylerin bile çocuklarımıza geçtiğini hatırlamakta fayda var. Mesela bu durumda, sizin kitap okumayla negatif bir ilişki kurmuş olmanız, okumaktan kaçınmanıza ya da çocuğunuzla okumak hakkında konuşurken “-meli/-malı” ile biten cümleleri sıkça kullanmanıza sebep olabilir. Bu da çocuğu hem okumayı seven bir rol modelden yoksun bırakır, hem de okumayı zorunlulukla bağdaştırmasına sebep olur.

Eğer kendinizi okumak konusunda isteksiz buluyorsanız, bilin ki çocukların okuma motivasyonuyla ilgili söylediklerimiz esasında yetişkinler için de geçerli. Çocuğunuza göstermek isteyeceğiniz şefkati kendinize de yönelterek, kendinize daha farklı kitap opsiyonları sunmayı deneyebilir, bu sefer gerçekten okumak isteyeceğiniz türlerde ve konularda kitaplar bulmak için keşfe çıkabilirsiniz. Okunması gerektiğini düşündüğünüz kitaplardansa sizde merak uyandıran kitapları elinize alarak başlayabilirsiniz.

İlginizi çekebilir : “Çocukluğun Bir Yolculuk Olduğuna İnanıyoruz”

Kaynaklar:
Kucirkova, Natalia, ve Teresa Cremin. Children Reading for Pleasure in the Digital Age: Mapping Reader Engagement. SAGE, 2020, uk.sagepub.com/en-gb/eur/children-reading-for-pleasure-in-the-digital-age/book259827#preview https://www.unicef.org/parenting/child-care/teach-your-child-to-love-reading

https://www.nypl.org/blog/2020/06/023/five-tips-raising-reader

e-bülten aboneliği

Paraşüt Kitap ve Paraşüt Mektup Baobab Yayıncılık A.Ş. kuruluşlarıdır.

Sepet
Giriş

Üye değil misiniz?

Yazmaya başlayarak önerdiğimiz kitapları görebilirsiniz.