Blog

21 Aralık 2023

Yurt dışında yaşayan çocuklar için ana dilini geliştirme pratikleri

Yurtdışında yaşarken çocuğunuzun ana dilini geliştirmesi için uygulayabileceğiniz pratiklerin bir listesi...

Geçenlerde yazdığım “Yurt dışında yaşayan çocuklar için ana dilde kitap okumanın önemi” başlıklı yazıyı bitirirken, bir sonraki yazıda bizim bu yolda en çok faydalandığımız şeylerden bahsedeceğimi söylemiştim. Buyrunuz… En kısa ve öz hâliyle, yurt dışında yaşarken çocuğuma ana dilini geliştirmesi için uyguladığımız ve işe yaradığını gördüğüm pratiklerin bir listesini hazırladım.

  • Her şeyden önce, ana dilin her ortamda aile içindeki en doğal iletişim aracı olduğunu hissettirmek mühim. Gördüğüm kadarıyla, kendisine yabancı bir kültürde yaşayan, özellikle yeni göçen kişiler sokakta, kreşte ya da parkta çocuğuyla Türkçe konuşmaya çekinebiliyor. Oysa ‘diğerlerine ayıp olmasın’ diyerek hareket etmemize hiç gerek yok. Ana diller kıymetlidir. Bunda çekinecek hiçbir şey yok. Aksine aramızda özel bir bağ olduğunu hissettirmek çocuklar için bunu daha da çekici hâle getiriyor ve sonra her şey çok daha kolay ilerliyor.
  • Kitap okumak için uygun zamanı gözetin. Akşam yatmadan hemen öncesi çok keyifli fakat coşkuyla okunacak, zengin bir dile sahip Türkçe kitapları akşam yorgunluğunda es geçmemek için, genelde okuldan eve gelince ya da hafta sonu hafif bir şeyler atıştırırken kitap okumanızı öneririm. Aktif okuma pratiği kesinlikle daha çok işe yarıyor.
  • Çocuğunuzla birlikte okuduğunuz ve çok sevdiği kitapların sesli kitabı, çizgi dizisi ya da podcasti olup olmadığına bakın. Örneğin Almanya’da çocuklar arasında kitap dinlemek çok yaygın. Benim çocuğum da kazandığı bu alışkanlıkla Türkçe kitap dinlemeye de daha kolay adapte oldu.

  • Ana dile maruz kalacağı kaynakları çeşitli tutmaya çalışın. Yemek tarifi kitabına ya da videosuna da beraber bakın, evdeki bir eşyanın kullanım kılavuzunu da beraber okuyun. Dilin zenginliğini özümsemek için, yalnızca kitap değil, sakızdan çıkan mâniler dâhil her şeyi okumaya özen gösterin.
  • Akranlarla ana dilde konuşmak öğrenmeyi hızlandırıyor. Çocuğumun arkadaşları arasında ana dili Türkçe olan çok çocuk var. Onlarla zaten doğal akışta sık sık görüşüyor. Ve zamanla yerini ufak ufak Almanca oyunlara bıraksa da, çoğunlukla oyun dilleri Türkçe. Bu özellikle 0-3 yaş döneminde bence çok önemliydi. Akranların birbirinden öğrenme hızı inanılmaz.

  • Türkçe konuşulan kurs ve etkinliklere zaman ayırın. Türkçe konuşan birinin düzenlediği bir müzik dersi, koro, kitap okuma etkinliği gibi fırsatlar olduğunda mutlaka katılmaya çalışın.
  • Ana dili desteklemek için yaşadığınız ülkenin ana dilini öğrenin. Örneğin biz Almancamızı geliştiriyoruz. Evet, Türkçe kitaplar ve yayınlar çok zengin fakat çocuğumuzun maruz kaldığı ve ana dil seviyesinde öğrendiği diğer dili iyi bilmek de ana dile büyük katkıda bulunuyor. Örneğin, çocuğunuz bir deney programı izliyor, pH, karbonmonoksit, asit, baz, tepkime gibi kelimelerin hepsini başka bir dilde duyuyor ve öğreniyor. Eğer bu yayını onunla izleyemez ya da bir dergiyi onunla beraber okuyamazsanız, bu kelimelerin Türkçe karşılığını kısa vadede öğrenme şansı oldukça azalıyor. Oysa yanında izlerken “Bak, bu şu demek, biliyor musun?” diyebilmek ya da o heyecanla yaptığı bir deneyi anlatırken kelimelerin Türkçe karşılıklarını öğretebilmek bence çok önemli. Böyle bir imkânı olmayanlar için önerim, çocuğunuzun bu tür bir kelime hazinesine sahip olabilmesi için, hikâye kitabı dışında çeşitli dergi, ansiklopedi gibi kaynaklardan Türkçe okuma yapmaları olur. Böylece taşlar yerine oturacaktır. Şanslıyız ki çocuklar parçaları birleştirme ve dilleri birbiriyle kıyaslayıp çıkarımda bulunma konusunda çok çok iyiler.

  • Bunların işe yaraması için baskıdan ve ısrardan uzak, günlük hayatın akışı içinde gerekli yerlerde destek vermeye devam edin. Ana dilin bizim için önemli olması, çocuğumuzun da bu konuya aynı ciddiyetle yaklaşacağı anlamına gelmiyor, gelmemeli de. Eğer çocuklar ana dili geliştirmeyi bir “görev” olarak görürlerse çok sıkılabilirler. Oysa bütün bu sürecin sonunda tek arzumuz, çocuğumuzun kendisini bize ve ailesine ifade ederken evinde gibi rahat hissedebildiği bir dile sahip olması. Çocuğum farkına bile varmadan öğrendikleri sayesinde artık bir dil daha biliyor ve ben yıllar evvel göçerken “ana dil gibi ana dil” kazandırma amacıyla yola çıkmış bir bir anne olarak bu durumdan çok memnunum.

Umarım benzer yollardan geçen aileler için de bu süreç keyifli geçer…

 

e-bülten aboneliği

Paraşüt Kitap ve Paraşüt Mektup Baobab Yayıncılık A.Ş. kuruluşlarıdır.

Sepet
Giriş

Üye değil misiniz?

Yazmaya başlayarak önerdiğimiz kitapları görebilirsiniz.